HIZLI ERİŞİM

AKÜ Bilim İnsanlarından 2 Önemli Başarı


Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İ. Sedat Büyüksağiş Amerikan Kaya Mekaniği Derneği tarafından verilen Amerika’nın en iyi araştırma ödülünü kazanırken, Veteriner Fakültesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Mustafa Kabu ve Doç. Dr. Recep Kara ise bor üzerinde yaptıkları bilimsel araştırmalar ile et ve süt ürünlerinin verimliliklerini arttırarak raf ömrünü uzattı.

Prof. Dr. Büyüksağiş Amerika’nın en iyi araştırma ödülünü kazandı

Amerikan Kaya Mekaniği Derneği (ARMA) tarafından Uygulamalı Kaya Mekaniği alanında verilen 2018 yılı En İyi Araştırma Ödülünü, Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İ. Sedat Büyüksağiş ve çalışma arkadaşları kazandı.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun (TÜBİTAK) doktora sonrası yurtdışı araştırma bursunu kazanarak, 2014-2016 yılları arasında USA-PennState Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümünde Prof. Dr. J. Rostami, Dr. A. Naemipour ve Dr. O. Frough ile birlikte “İleri Kaya ve Kazı Mekaniği Laboratuvarında” bilimsel çalışmalar yürüten Prof. Dr. İ. Sedat Büyüksağiş, 1969’dan beri verilen “En İyi Araştırma Ödülünü” alan ilk Türk bilim insanı olma başarısını gösterdi.

Büyüksağiş ve çalışma arkadaşları tarafından International Journal of Rock Mechanics and Mining Sciences  dergisinin 2018 yılı 107. Sayısında “Karot Delikleri İçerisinde ve Karot Numuneleri Üzerinde Minyatür Disk Kesici Kullanarak Kaya Dayanımlarının Tahmini” başlığı ile yaptıkları yayın, Amerikan Kaya Mekaniği Derneği Özel Jürisi tarafından 2018 yılı En İyi Araştırma Ödülünü (Applied Rock Mechanics Award) kazanan çalışma olarak ilan edildi. Ödül, bu çalışmada önerilen yeni yöntemin; mühendislik açısından tasarımda yenilikçi, daha güvenli, daha ekonomik ve çevreye duyarlı çözümlere yönelik derinlemesine kaya mekaniği ile kaya mühendisliği prensiplerini uygulamada pratik katkıları nedeniyle verildi.

Prof. Dr. İ. Sedat Büyüksağiş ödülün kendisi için büyük bir manevi anlamı olduğunu ve yorucu bir çalışmanın ve emeğin karşılığı olarak aldıkları için de haklı bir gurur yaşadıklarını kaydetti. Büyüksağiş şöyle konuştu:

“Bu ödül aynı zamanda benimle birlikte bölümüme, üniversiteme ve ülkeme de verilen bir ödüldür. Türk bilim insanları olarak bizler Kaya Mekaniği ve Kazı Mekaniği alanlarında uzun yıllardır dünyaca bilinen ve saygınlık gören birçok yayınlar yaparak ülkemizin ismini zaten duyurmaktaydık. Ancak, bir Türk bilim insanı olarak Maden Mühendisliği alanında bu ödülü almak, ilk kez şahsıma nasip oldu. Bu ödülün çalışma arkadaşlarıma, diğer meslektaşlarıma, genç araştırmacılar ile öğrencilerime motive edici ve hedef büyültücü bir vizyon oluşturmasını temenni ediyorum. Ayrıca, bu çalışmalarım sırasında bana destek olan başta ailem olmak üzere, bölümümüz, fakültemiz ve üniversitemiz yöneticilerine ve ayrıca TÜBİTAK’a en içten teşekkürlerimi sunarım. Bu değerli ödülü, her zaman bana destek olan eşim Doç. Dr. Aysel Büyüksağiş’e ithaf ediyorum.”

AKÜ Veteriner Fakültesi öğretim üyeleri bor mineralinin bir faydasını daha ortaya çıkardı

Veteriner Fakültesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Mustafa Kabu ve Doç. Dr. Recep Kara tarafından 5 yıllık bir çalışma sonucu et ve süt ürünleri ürünlerinin raf ömrünün uzatılması ve ürün kaynaklı minerallerin insan vücudundaki faydasının arttırılması konusunda başarı sağlandı.

Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Kabu, bor mineralinin kullanımını yoğurt, kaymak ve sucuk gibi ürünlerde denediklerini ve özellikle yoğurt ile kaymakta ciddi başarı kaydettiklerini belirtti. Borun süt ve et ürünlerinde kullanımı ile ilgili 2014 yılında çalışmaya başladıklarını ve geliştirilen yöntemin patentini aldıklarını dile getiren Kabu, “Bu çalışmaları yürütürken özellikle bor elementinin kalsiyum metabolizması üzerinde ve karaciğer yağlanmasının giderilmesi konusunda olumlu etkilerine ilişkin yurt içi ve yurt dışında çok sayıda makalemiz yayınlandı. ‘Bu maddeyi et ve süt ürünlerinde nasıl tüketebiliriz?’ diye bir çalışma yürüttük. Çalışma esnasında, ben hangi çeşit bor madeninin kullanılabileceği ile kalsiyum ve mineral açısından metabolizmaya etkilerini ortaya koydum. Recep hocam da ürün hazırlığı kısmını çalıştı” ifadelerini kullandı.

Uzun süreli çalışmalar sonrası bor katkılı gıda maddeleri ürettiklerinin altını çizen Kabu, uygun bor çeşidinin kullanılması durumunda başta kalsiyum emilimi olmak üzere insan metabolizması için çok önemli etkiler saptadıklarını vurguladı. Kabu, “Bu konuda Amerika’da ve ülkemizde gerçekleştirilen bir çalışmada, özellikle de kanser hastalıkları noktasında olumlu etkiler gözlemledik. Bor ilave ettiğimiz gıdaların raf ömrünün yaklaşık yüzde 20 oranında uzadığını tespit ettik. Yine, bor katkılı et ve süt ürünleri gibi gıda maddelerinin tüketilmesi halinde kanser başta olmak üzere, kalsiyum ile ilgili hastalıkları engelleyebileceğimizi düşünüyoruz. Ürünlerimiz şu anda hazır ancak ileri düzey çalışmalarımız laboratuvar ortamında devam ediyor. Bor ilaveli gıda ürünlerini üretmeyi başardık. Özellikle yoğurt ve kaymakta ciddi başarı sağladık” diye konuştu.

Veteriner Fakültesi Besin, Gıda Hijyeni ve Teknoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Recep Kara ise et ve süt ürünlerinin içerdikleri mineral bakımından fakir gıdalar olarak adlandırılabileceğini ancak sebzelerin, kurutulmuş meyvelerin ve kuru yemişlerin önemli ölçüde bor içerdiğini kaydetti. İnsanlar için en önemli hayvansal proteinlerden olan et ve süt ürünlerinin verimliliklerini arttırmayı amaçladıklarını belirten Kara, “Bu gıdalara bor ilave ederek zenginleştirmiş olduk. Dünyada 200’ün üzerinde bor çeşidi mevcut. Gıdalar ile birlikte tüketilebilmesi için en uygun olanının seçilmesi, hangi gıdada hangi borun kullanılması ve miktarlarının bilinmesi gerekiyor. En önemlisi de kullanım sonrası gıdanın doğal karakteristik özelliğini bozmaması gerekiyor. Borun insan sağlığı, beyin ve kemik gelişimi ile kanser hastalığı üzerine olumlu etkileri var. Bunlarla ilgili gerekli çalışmalar yapıldı. Ancak bor madenini insanların günlük hayatta saf halde tüketmeleri mümkün değil. Et ve süt ürünlerinde bunu ilave ederek, gıdaların ihtivasını zenginleştirerek, maksimum faydayı elde etmeyi amaçladık” dedi.


Eklenme Tarihi: 08 Mayıs 2019