Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Hukuk Fakültesi Ombudsmanlık Topluluğu tarafından “Adalet, Ombudsmanlık ve Üniversiteler” konferansı düzenlendi.

Atatürk Kongre Merkezinde gerçekleştirilen ve Kamu Başdenetçisi (Ombudsman) Şeref Malkoç’un konuşmacı olarak yer aldığı etkinliğe Afyonkarahisar Valisi Mustafa Tutulmaz, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven, Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çelenk, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkan ve 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Fatih Serdar Köken, AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Rektörü Prof. Dr. Nurullah Okumuş, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Serteser, Afyonkarahisar Baro Başkanı Av. Turgay Şahin, AKÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Karakaş ve Prof. Dr. İsa Sağbaş ile birlikte akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Kamu Denetçiliği Kurumu yanlış anlaşılmaları engelliyor

Konferansın açış konuşmasını gerçekleştiren AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak, Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç’un Türkiye’deki tüm üniversiteleri karış karış gezdiğini, öğrencilerin hak arama bilincinin gelişmesi için çalışmalar yürüttüğünü ve idare ile birey arasındaki anlaşmazlıkları en etkin yoldan çözümü noktasında gayretlerde bulunduğunu ifade etti. Kamu yönetiminin temel amaçları arasında vatandaşlara en iyi şartlarda hizmet verecek ortam yaratmanın olduğunu dile getiren Solak, konuşmasına şöyle devam etti:

“Kamu yönetiminin diğer temel amaçları ise yetkilerini hukuk ve hakkaniyet ölçüleri içerisinde kullanarak adaletli davranma ve hizmetleri en iyi şekilde sunmaktır. Ancak kamu yönetiminin gün geçtikçe büyüyen ve karmaşık hal alan yapısı hizmet sunumunda gerek yapında gerekse de işlevsel açıdan halkın önüne zorluklar çıkarabilmektedir. Söz konusu zorluklar, hizmetin etkinliğini ve verimliliğini azaltmakta, kamu yöneticilerinin sebep olduğu hatalar, halkın nazarında devletle ilgili yanlış algılamalara neden olmaktadır. Kamu yönetiminde halka sunulan hizmetlerin etkinliğini ve verimliliğini azaltan sebepleri bulmak ve gidermek amacıyla, kamu yönetiminin etkin bir şekilde denetlenmesi insan haklarına saygı ve sosyal hukuk devleti ilkeleri açısından oldukça önemli bulunmaktadır. Tarihsel süreç içerisinde demokratikleşme ve hukuk devleti olma yönünde atılan önemli adımlar, vatandaşlık bilincini de olumlu yönde etkilemiştir. Kamu yönetimi kapsamında yönetenin yönetilene hesap verme durumu ile kamunun denetimi gittikçe önem kazanan bir durum halini almıştır. Bu önemli hizmet açısından da ülkemizde de Kamu Denetçiliği Kurumu, Anayasamızın 74. maddesinde yer alan anayasal bir kurum olarak 6328 Sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyeti üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını insan haklarına dayalı adalet anlayışı içerisinde hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlendirilmiştir.”

Verilen tavsiye kararlar uygulamada kolaylıklar sağladı

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven ise üniversitede okuduğu yıllarda ombudsmanlığı duyduğunu ve o dönemlerde Türkiye’de olmasını hayal ettiğini söyledi. Yurdunuseven, “Yıllarca konuşuldu ama elhamdülillah 2013 yılında Kamu Denetçiliği Kurumu olarak hükümetimizce kuruldu. Biz İnsan Hakları Komisyonu olarak komisyon toplantılarımızda Sayın Başdenetçimiz ile birlikte istatistiki bilgileri ortaya koyuyoruz. Gerçekten de Kamu Denetçiliği Kurumunun işlevinin Türkiye için çok iyi olduğunu, iyi sonuçlar alındığını, vatandaş ile devlet arasındaki sıkıntılarda çok güzel sonuçların çıkartıldığını görüyoruz. Verilen tavsiye kararların da idare tarafından uygulamaya alındığını görüyoruz”

“Kamu Denetçiliği Kurumunun her noktasında emeğim var”

Afyonkarahisar Valisi Mustafa Tutulmaz ise Kamu Denetçiliği Kurumunun 2013 yılındaki kuruluş döneminde kurucu genel sekreter olarak görev aldığını ve kurumun her noktasında emeğinin olduğunu dile getirdi. Ombudsmanlığın yeni bir kurum olarak görüldüğünü ancak tarihi anlamda incelendiğinde Osmanlı’da benzer uygulamaların var olduğunu belirten Tutulmaz, “Bildiğiniz gibi Demirbaş Şarl diye bir İsveç kralı vardı. Bir savaş döneminde Osmanlı’ya sığınır ve uzun bir süre Balkanlarda kaldığında Osmanlı’daki uygulamaları görerek, ülkesindeki adamlarına talimatlar yazıyor. Vatandaş ile devlet arasında bir uyum var, bir düzen var. Bu düzeni ülkelerine getirmek istiyorlar. Zaman içerisinde kendi kültürleri ile yoğuruyorlar. 300. yılında yeniden Türkiye’ye dönüyor ombudsmanlık. Bu 300. yılıyla ilgili İsveç Büyükelçiliğinde ‘Ombudsman Memleketine Döndü’ diye bir program düzenlenmiştik hatta” şeklinde konuştu.

Ombudsmanlık toplumla kurumlar arasında dostane çözümler sağlar

Ombudsmanlığın içeriği ve vatandaşa neler kazandırdığı ile ilgili de bilgiler veren Tutulmaz, “Devletin, kamu idaresinin idarecilerinin çok uyumlu bir şekilde çalışmalarını denetlemek üzere kurulmuş bir mekanizmadır. Ombudsmanlık daha çok toplumla kamu kurumlarını birbirlerine düşürmeden, birbirlerini germeden, dostane bir çözüm bulma yöntemidir. Bu yüzden önemlidir. Bir de diğer denetim mekanizmalarında hukuki kanun maddeleri ön plandadır. Ancak Kamu Başdenetçiliğinin uygulamalarında hakkaniyet vardır. Yani kanunda hiçbir madde olmasa bile Kamu Başdenetçiliği tavsiye karar ile bunun düzeltilmesini isteyebilir. Kamuyu bir anlamda iyiye ve güzele yönlendirecek olan bir uygulamadır” dedi.

Gençlere haksızlık yaptığımızı 15 Temmuz’da anladık

Açış konuşmalarının ardından ise Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç tarafından gerçekleştirilen konferansa geçildi. Konuşmasının başında 18 Mart Çanakkale Zaferine değinen Malkoç, “Tarihin şahit olduğu en büyük savaşlardan bir tanesi. Dünya tarihinde hiçbir savaşta metrekareye 6 bin mermi düşmemiştir. Kahraman ecdadımız bu silahlara karşı iman dolu göğüslerini siper etmiş, bir gül bahçesine girercesine din ve vatan uğruna şehit olmuştur. Dile kolay, 250 bin şehit. O gün var olan üniversitelerden, liselerden; Afyon Lisesinden, Trabzon Lisesinden, İstanbul Lisesinden Türkiye’yi inşa edecek olan o genç yavrularımız, pırıl pırıl atalarımız bu vatan birliği, bütünlüğü ve bağımsızlığı için şehit düştüler” ifadelerini kullandı. Malkoç, konuşmasına şöyle devam etti:

“Ecdadımız; Allah’a olan imanları, vatana olan sevdaları, cesaretleri ve fedakârlıkları ile üzerinde yaşadığımız bu toprakları bizlere vatan olarak bıraktı. Tarihin hiçbir döneminde zulme boyun eğmediler. Her zaman hakkı, hukuku ve adaleti savundular. Bu açıdan ecdadımızla ne kadar övünsek azdır. Özellikle ecdadımızın şiarı belliydi; ölürsem şehit, kalırsam gazi. Biz bu inancı Malazgirt’te, Niğbolu’da, Kosova’da, İstanbul’un fethinde, Çaldıran’da gördük. Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşında ve Kıbrıs’ta gördük. Acaba gençlerimiz nasıl yetişiyor, tarihten ve kültürlerinden ne kadar haberdarlar diye yorumlar yapılıyor, zaman zaman benim de dâhil olduğum topluluklarda sizlere haksızlık yapıldığına şahit olduk. Haksızlık yapıldığını ne zaman anladık? FETÖ denen o eşkıya, o terörist örgütün yaptığı 15 Temmuz darbe girişiminde, gençlerin öncülüğünde onları durduğumuzda anladık. Bu yüzden sizleri alnınızdan öpüyorum.”

“Biz unutsak bile elin yabancısı unutmuyor”

Yeni Zelanda’da bir camide gerçekleştirilen ve 50 Müslümanın şehit olduğu katliam ile ilgili de konuşan Malkoç, “Bu katliam dünyadan, insan hakları savunucularından, Türkiye’de en küçük şey olduğunda kıyameti koparanlardan yeterince tepki görmedi. Tabii ki bunu sorgulayacağız, soracağız. Özellikle Kamu Denetçiliği Kurumu olarak gittiğimiz her toplantıda yüzlerine söyleyeceğiz. Bu bizim görevimiz, bir hukukçu olarak, bir insan hakları savunucusu ve bu milletin bir ferdi olarak görevimizi yapacağız” diye konuştu. Malkoç şöyle konuştu:

“O katliamda dikkat çeken bir şey var; silahın üzerine enteresan şeyler yazılmış.  1683 yazmış mesela. Biz kendi tarihimizdeki 1683’ü neredeyse unutmuşuz ama Müslümanları katleden elin adamı unutmamış. Diyor ki 1683 Türklerin Viyana’da bozguna uğradığı tarihtir, yine bozguna uğratacağız. Biz bile unutmuşuz bu tarihi. Ya da silahın üzerine Miloş yazmış. Bakıyorsunuz ki Kosova Meydan Savaşında Murat Hüdavendigar’ı şehit eden katilin adı. Biz bazı şeyleri unutsak bile bazı insanlar ve milletler unutmuyor. Hedefine koymuş, özellikle Ayasofya olmak üzere, ülkemizdeki minarelerini yıkacaklarmış. Geçmişte, dedeleri denediler, boylarının ölçüsünü aldılar. En son Çanakkale’de boylarının ölçüsünü aldılar. Cesaretleri varsa gelsinler bakalım, bu millet onlara hadlerini bildiriyor mu bildirmiyor mu? Bazı şeyleri biz unutmaya başladık ama onlar unutmuyorlar. Özellikle tarihimizi unutmayalım. Biz unutsak bile elin adamı bize hatırlatıyor.”

“Duvarlar ve tel örgüler ile göçü engelleyemezsiniz”

Son gelişmelere bakıldığında dünyada iyi şeylerin çok az olduğunu ifade eden Malkoç, “Katliamlar, savaşlar, bombalar özellikle İslam coğrafyasında dünyanın çok güçlü silahları elinde bulunduran, çok güçlü olan ve dünyanın ekonomik imkânlarını yiyip içip harcayan devletler ve milletlerin umurunda değil. Güney ve Orta Amerika’nın garip, fukara, yoksulları Amerika’ya geçecek, Amerika devlet başkanı kanunen yasak diyor. Anayasa Mahkemesi engelliyor, yetmiyor duvar örüyor. Suriye’den, Afrika’dan gariban insanlar hayatlarını idame ettirmek için Avrupa’ya gidecek tel örgü örüyorlar. Ama unuttukları bir şey var. Tel örgü örerek, duvar örerek bu gariban fakir fukaraların seyahati, göçü mümkün değil engellenemez” ifadelerini kullandı.

Göçleri engellemenin yolu adaleti sağlamak

Göçleri engellemenin yolunun adaleti sağlamakla olacağını söyleyen Malkoç, şunları kaydetti:

“Gideceksin Afrika’yı, İslam ülkelerini sömüreceksin ondan sonra ülkene duvar öreceksin. Romalılar da bunu denedi ama başaramadı. Adalet sağlanmadıkça olmaz. Zaten insanın dünyada varoluşunun gayesi de adaleti tesis etmektir. Dünyadaki bütün ideolojiler, bütün fikir akımları, bütün dinler adaleti tesis etmek gayesiyle indirilmiş ya da icat edilmiş. O açıdan demokrasi arayışları, hak ve özgürlük arayışlarının temelinde adalet vardır. Adaleti tesis etmek dünyadaki bütün kademelerdeki görevlilere düşüyor. Dünyayı değiştirmek insanın değişmesi ile olur. Bu da ilk önce kendimizi değiştirmekle başlar. Ölçülü olursak, empati yaparsak, adalet, hakkaniyet hususlarına riayet edersek başarılı oluruz. Bunun tarihteki en somut örneği atalarımız Osmanlıdır. Dünyanın en karışık coğrafyası Kafkasya’da elli çeşit, kavim, dil, renk var. Balkanlar, dünya kurulduğundan beri kavga bitmemiştir. Bütün peygamberler Ortadoğu’ya gelmiş, ilk yazı, ilk medeniyet bu karışık coğrafyayı bizim atalarımız 600 yıl yönetmişlerdir. Şu an Osmanlının olduğu 17 milyon kilometrekarelik coğrafyada 35 devlet var. Olmayan tek şey adalet ve huzur.”

Hakim ve savcıların yüzde 50’den fazlası 30 yaşın altında

Türkiye’de adalet sisteminin kendisini yenilediğini ifade eden Malkoç, şunları söyledi:

“Türkiye’nin mevcut hâkim ve savcılarının yüzde 50’den fazlası 30 yaşın altında, bu olağanüstü güzellik. Ama aynı zamanda bu arkadaşların tecrübe kazanması lazım. Tecrübe kazanırken de kimsenin başını gözünü yarmaması lazım. Herkesin hukukuna riayet edersek, insanı düzeltirsek dünyada düzelir memleket de düzelir. Gençliğin verdiği enerji var, o enerjiyi akılla, bilimle tecrübe ile taçlandıracağız. Türkiye bu anlamda çok dinamik. Türkiye’de adliye binaları şehirlerin en güzel ve en yeni binaları. Alternatif çözüm yolları aranıyor. Şikâyete bağlı suçlarda taraflar mahkemeye gitmeden dava açılmadan uzlaştırıyor. İş davalarında ve ticari davalarda zorunlu arabuluculuk geldi. İşte Kamu Denetçiliği Kurumunun da görevi vatandaşların okul belediye gibi tüm kamu kurumları ile olan sorunları mahkemeye gitmeden çözmektir.”

“Kamu Denetçiliği Kurumu hakkaniyete de bakar”

Ombudsmanlığın Kamu Denetçiliği Kurumunun dünyadaki yaygın adı olduğunu ve nereden çıktığını anlatan Malkoç, “12. Şarl Türkiye’ye gelmiş. 5 yıl Türkiye’de kalmış. Osmanlının modelini Avrupa’ya aktarmış ama şimdi onu geliştirmişler. Hangi konu ve devletin hangi kurumu ile olursa olsun adliyeler ve mahkemeler hariç, mahkemeye gidince biz sizin işinize bakamayız. Kamu Denetçiliği Kurumu sadece mevcut mevzuata bakmaz. Hakkaniyete de bakar. Haklı olduğun yerde alacağın olmazsa sen kamu denetçiliği kurumuna gelirsin alacağın yoksa bile hakkaniyete göre karar veririz” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin arzu ettiği yere gelebilmesi için üniversitelerin öncülüğü şart

Türkiye’nin 2023 yılına dair çok güzel hedeflerinin olduğunu ifade eden Malkoç, 2023 hedeflerini şöyle anlattı:

“Türkiye 2023 yılında her alanda dünyanın ilk 10 ülkesi arasında olacak. Zaten bazı alanlarda ilk 10 ülke arasına girmişiz. Eğitimde, sağlıkta, ekonomide, demokraside, insan haklarının tesisinde, adaletin yaygınlaşmasında, adalete erişimde bunlar bizim olmazsa olmazımız. Ama bununda temel şartı üniversitelerimiz ki bu konuda öncülük yapacak. Dünyanın neresine bakarsak bakalım, eğer oradaki üniversite öğrencileri hocalarını iyi dinliyor, derslerini iyi takip ediyor ve bununla da yetinmeyip başka kaynaklardan kendini besliyorsa o ülkenin üniversitesindeki hocalar öğrencilerini yetiştirmek için canını dişine takıyorsa o üniversitenin yöneticileri o üniversiteyi en iyi duruma getiriyorlar. Türkiye’nin arzu ettiği yere gelebilmesi için üniversitelerimizin öncülük yapması şart.”

“Sosyal medya kullanımında birinci, kitap okumada sonuncu”

Türkiye’nin sosyal medyada ve televizyonla zaman geçirmede dünyada ilk sıralarda yer aldığını kaydeden Malkoç, “Kitap okumaya bakıyoruz, en az okuyanlarda birinciyiz. Bunu yenecek olan siz gençlersiniz. Bu yüzden kendinizi iyi yetiştirin. Türkiye’deki üniversitelerde yabancı dil yaygınlaştı. Ama şöyle bir şey var, dünyada 8-10 yıl yabancı dil dersi verip de öğrencilerine yabancı dil öğretmeyi beceremeyen tek millet biziz. Bunu yenmemiz gerekiyor. Hatta sadece tek bir dil de değil, başka diller de öğrenmeye çalışın. Türkiye Cumhuriyeti artık eskisi gibi değil. 2018’in Nisan ayında Cumhurbaşkanımız ile Orta Asya’ya, Özbekistan’a gitme imkânımız oldu. Türkiye’yi olağanüstü bir ülke olarak görüyorlar. Cumhurbaşkanımıza diyorlar ki yetişmiş hukukçular, maliyeciler, sosyal bilimciler, mühendisler gönderin bize diye. Anadolu’daki Türkler için ‘gurbete çıkmış gardaşlarımız’ diyorlar” diye konuştu.

Türk mühendisler ile kısa sürede büyük atılımlar yapıldı

Türkiye’nin terör belasından çok çektiğini ve bu yüzden kendi mühendislerine güvenerek dışa bağımlılıktan kurtulmaya çalıştığının altını çizen Malkoç, “Cumhurbaşkanımız karar verdi, dedi ki Türk mühendislerimiz ile bunları Türkiye’de yapacağız. Kısa zamanda dünyanın en iyilerini Dünyanın diğer ülkelerine sattık. Demek ki oluyormuş. Bu açıdan şu anda bütün mesele bizim gayretimize bağlıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildiğinde ofisler oluşturuldu. Bunlardan bir tanesi de İnsan Kaynakları Ofisidir. Bu ay içerisinde bu ofis Türkiye’de 7 bölgede üniversiteler ile sağlık, sanayi, tarım sektörünü buluşturuyor. Üniversitedeki hocalara kendi bölgelerinde yapmak istedikleri için yardım ediyor. Sizin gibi gençlere iş adamları ile görüşme imkânı sağlıyor. Bu Türkiye’nin yeni bir ufku ve imkânıdır. Bunu iyi değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.

Konferans öncesinde AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak’ı da makamında ziyaret eden Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, AKÜ Şeref Defterini de imzalayarak Rektör Solak’tan AKÜ hakkında bilgiler aldı.

Konferans plaketlerin takdim edilmesi ve hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.

21 Mart 2019, Perşembe 1419 kez görüntülendi